Türkiye’nin aktif deprem kuşağında olduğu inkar edemeyeceğimiz bir gerçek. Bu yetmezmiş gibi son yıllarda küresel ısınma nedeni ile şiddetli yağışlar, sel, dolu ve hortum felaketleri ile karşı karşıya gelmemiz an meselesi.

Peki ne yapmamız gerekiyor?

Tabii ki her şeyden önce, doğru hesaplamalarla doğru projeler yapmamız ve binalarımızı da bu projelere uygun olarak inşa etmemiz gerekiyor. Binamızı statik olarak ne kadar sağlam yaparsak yapalım, performansını yıllar boyunca sürdürebilmesi için dış etkilere karşı korumamız zorunludur. Ben binamı depreme dayanıklı yaptım demek yeterli değildir. Sağlam binanız, gerekli önlemleri almazsanız birkaç yıl içinde çürük bir bina haline gelebilir ve siz bunu ancak yıkıldığı zaman fark edebilirsiniz. Her şeyden önce binalarımızın temellerini yer altı sularına, yağmur sularına ve neme karşı güvenceye almamız gereklidir. Bu da ancak su yalıtımı ile sağlanabilir.

Bina temelinde doğru yalıtım yapmazsak ne olur?

Binalarımızın strüktürünün mukavemeti 10 yıl içerisinde 2/3 oranında azalır ve bu da, olası bir depreme karşı binalarımızın dayanıksız kalacağı anlamına gelir. Bununla birlikte, binalarımızın cephelerinden su almasını da engellemeliyiz ve cephelerimize hesaplamalarda olmayan yükleri yüklememeliyiz.

Mecbur kalmazsak binalarımızın çatılarına su deposu, baz istasyonu, soğutma kulesi, v.b. aşırı ağırlık veren ilaveler yapmamalıyız. Binalarımızın çatılarında, projesinde hesaplanmış olandan daha ağır çatı kaplama malzemeleri kullanmamalıyız. Tüm bu bahsedilen ek yükleri çatımıza eklersek, binamızın statik hesaplarını buna göre revize etmeliyiz.
Binanızın strüktürü ne kadar sağlam olursa olsun, çatıdaki yükler, deprem anında binayı kendi ağırlıklarının birkaç katı yük olarak etkileyecektir.

Yapıların en önemli bölümlerinden biri olan çatılar, doğru malzeme seçimi ve doğru işçilikle yapılması halinde deprem, sel, dolu ve fırtına gibi doğal afetlerde hayat kurtarır. Her şiddetli rüzgardan sonra uçan çatı haberlerine dayanarak, Türkiye’deki çatıların büyük bir bölümünün standartlara uygun olarak yapılmadığını söyleyebiliriz. Hafif çatı kaplama malzemelerini kullanarak bunu uygun maliyetle ve risk oluşturmadan yapmak mümkün. Ancak çoğu yapıda insanlarımız nedense geleneksel yöntemlerden vazgeçemiyor ve bunu düşük maliyetle yapmaya çalışıyor. Bu da olası bir afet anında ciddi bir risk altında kalmalarına neden oluyor.

Projesiz Bina Yapmak Mümkün Mü?

Projesiz bina yapmak mümkün değil ancak, günümüzde birçok projede çatı sadece bir çizgi ile tanımlanarak, çatıyı oluşturan katmanlar liste halinde yazılıyor. Bu da çatıların, uygulama sırası gelince düşünülüp yapılması anlamına geliyor. Uygulamada yanlış malzeme seçiminden hatalı detay çözümlerine kadar birçok sorunla karşılaşılıyor.

Çatılardaki bacaların, parapetlerin, duvarların v.b. elemanların da depreme dayanıklı olarak yapılması şart. Çatılardaki dayanıksız yapı elemanları, deprem anında yıkılarak çatının tamamen yıkılmasına, hatta binanın yıkılmasına neden olabilir.

Öncelikle çatımızda kullanacağımız çatı kaplama malzemesi seçimini yapmalı, ardından bu seçimimize ve ihtiyaçlarımıza uygun olacak çatı projesini tüm statik hesaplamaları da içerecek şekilde konunun uzmanı kişilere hazırlatmalıyız. Daha sonra, güvenilir firmalar tarafından üretilmiş, kaliteli ve uzun ömrülü ürünleri tercih ederek; uygulamanızı uzman uygulayıcı firmaların sertifikalı ustalarına yaptırmalısınız.

Çatının yapımı kadar, çatıyı yapanların güvenliğinin sağlanması da son derecede önemli bir konu. Çatıyı tasarlarken, çatıyı yapmak için yüksekte çalışan inşaat işçilerinin ve ustalarının iş güvenliklerinin nasıl sağlanacağı da ayrıca düşünülmelidir. Çatılarda çalışacak kişiler çatı sistemleri, çatı inşaatı, yüksekte çalışma ve İSG konularında eğitimli ve sertifikalı olmalıdır. Unutmayalım ki, insan hayatı her şeyden önce gelir.

Uygulamalarda güncel yapı yasa ve yönetmeliklerine ve güncel SGK mevzuatına uyulmalıdır. Sağlam bir bacaya yada duvara tespit edilmiş basit bir mapa bile hayat kurtarabilmektedir.

Çatı uygulaması her aşamasında bir çatı uzmanı tarafından kontrol altında tutulmalıdır.

 

FULYA ÖZGÜL KOÇAK
ONDULINE AVRASYA GENEL MÜDÜRÜ